SOPALI SEÇİMLER!
Yerel seçimlere çok az kaldı. Seçim propagandaları genel seçim havasında gidiyor. Belediye başkan adayları yerine parti başkanları meydanlarda nutuk atıyor.
Yazımın başlığı sizleri endişelendirmesin seçimlerde sopa falan kullanılmayacak. Fakat Türkiye’nin seçim tarihine baktığımızda 1912 yılının bahar aylarında yapılan genel seçimler sopaların, dayakların ve çeşitli entrikaların gölgesi altında yapıldı. Seçim döneminde yaşanan olaylar nedeniyle bu seçimler “sopalı seçimler” olarak tarihteki yerini almıştır. 1912 seçimlerine iktidar ve muhalefet cephesinden bakıldığında oldukça çekişmeli ve zorlu bir seçim döneminin yaşandığı görülür. Taraflar tıpkı bugün olduğu gibi birbirlerini yıpratan seçim propagandaları ile seçmenlerden oy istediler. Peki 1912 seçiminin baş aktörleri kimlerdi?
Tabii ki iktidarı İttihat ve Terakki muhalefeti ise Hürriyet ve İtilaf fırkası temsil etmekteydi. İlk defa muhalefet ile birlikte genel seçimlere gidecek olan İttihatçılar için, bu genel seçim adeta ölüm kalım savaşına dönüşmüştü. Çünkü daha önce İstanbul için yapılan ara seçimleri bir oy farkla Hürriyet ve İtilaf Fırkası kazanmıştı. Zaten İttihatçıların apar topar genel seçime gitmesinin altında da yavaş yavaş yükselen İtilafçıların gücünü kırmak ve siyaset sahnesinin tek aktörü olmak yatmaktaydı. İttihat ve Terakki iktidarda olmanın gücünü bu seçimlerde oldukça iyi kullandı. Seçim öncesinde idari ve askeri kadrolarda değişiklik yapılarak memur kesimin oyları garanti altına alındı. Seçimler yaklaştıkça sudan sebeplerle Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarları tutuklanmış uzun süre mahkemeye dahi çıkartılmamıştır. Hürriyet ve İtilafçılar seçim propagandasında asker ve memur kesiminden oy alamayacakları düşüncesiyle, daha geniş bir kitleye yani köylülere yönelmiştir. Muhalefetin seçim propagandasının en etkili silahı da din olmuştur.
Özellikle ittihatçıların icraatlarını dinsizlik olarak algılayan kesim, muhalefetin seçim yarışında hedef kitlesiydi. Tabii ki İttihatçılar da boş durmaz. Gerek seçim konuşmalarında gerekse dağıttıkları seçim broşürlerinde gücün kimde olduğunu her fırsatta vurgulamışlardır. Örneğin ittihatçıların seçim broşüründe “namuslu ve akıllı bir vatan evladı, hükümetin işlerine karışmaz, kanuna itaat eder. Onun hükümet üzerindeki kuvveti işte bu rey pusulasını atmaktır” ifadeleri yer almaktadır. Seçim yaklaştıkça karşılıklı sataşmaların da dozu artar. İttihatçıların sözcüsü Tanin gazetesinde çıkan bir haber oldukça ilginçtir. Haberde Büyük Ada’da oturan haysiyet sahibi namuslu bir vatandaşın bilmeyerek Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na girdiği fakat fırkanın gerçek durumunu öğrendikten sonra utancından evinden dahi çıkamadığı anlatılmaktadır. Muhalefetin seçim beyannamelerinde ise dini hassasiyetler ön plana çıkarılarak camilerin, medreselerin tamir edilmediği bir çok yerde camilerin ve tekkelerin satılarak yerlerine hanlar çarşılar yapıldığı ileri sürülmekte ve hükümetin dışarıdan aldığı borçların hesabı sorulmaktadır. Tabii ki seçimlere damgasına vuran olay da Hürriyet ve İtilaf Fırkası’ndan filozof Rıza Tevfik’in seçim gezilerinin birinde, yani Gümülcine’de ittihatçı onbeş -yirmi kişi tarafından tekme tokat dövülmesidir. Bu olay muhalefete seçim malzemesi olur ve kamuoyunda da büyük bir tepki ile karşılanır. Nihayet zorlu bir seçim dönemi sona erer ve İttihatçılar iktidar oyununu kazanırlar. Bildiğiniz gibi uzun süre de iktidar koltuğunu kimselere bırakmazlar.
Osmanlı’dan günümüze kadar kurulan siyasi partilerin programlarına ve zihniyetine baktığınızda yukarıda anlattığım iki partinin iktidar mücadelesinin ve oyununun hiç değişmeden devam ettiğini görebilirsiniz…
Kaynak: Ali Birinci, Hürriyet ve İtilaf Fırkası: II. Meşrutiyet Devrinde İttihat ve Terakki’ye Karşı Çıkanlar, İstanbul: Dergah Yayınları 1990, s. 120-157
Feroz Ahmad, İttihat ve Terakki, İstanbul: Kaynak Yayınları 2007, s. 128-132
Prof. Dr. Fatmagül DEMİREL 19.03.2009
Yazarın Tüm Yazıları... - Yazar'a mesaj yaz
-
Yorum Yaz
|
|