Anasayfam Yap | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

KENTLERİMİZDEN… İSTANBUL İLÇELERİ ÇATALCA, SARIYER

Derya bir kent için neler yazılmaz ki! Her gün yeni bir şey öğreten bu kentimiz için öğrencilerimizin yazdıklarına bir göz atalım. A.K., D.Ö., O.T, S.B.K., S.M., H.Y., O.Ş., F.K., K.S. ve F.G.G.’ün anlatılarından paylaştıklarımız deryayı anlatmaya yetmez ama bazı fikirler verebilir seri olarak...

“İstanbul deyince peyzaj hakkında ne söyleyebiliriz ki beton yığını diyor kimilerimiz. Ama öyle değil İstanbul görebilene güzel. Şehirlerarası yolculuklarda İstanbul’a geldiğinizi anlamak için bir tabelanın olmasına gerek yoktur. Çünkü İstanbul peyzaj çalışmaları ve şehirleşmeyi aynı kulvarda götürebilmeyi başarmıştır, en azından birkaç senedir. İstanbul il sınırına girdiğinizde, sizi ağaçlandırılmış, çimlerle kaplı yol kenarları karşılar. Ağaçlar dikilmiştir ve sürdürülebilirlik anlayışı uygulandığı için İstanbul güzel, bakımlı bir görünüş kazanmıştır.

Şehir merkezine yaklaştıkça betonlaşmanın ve trafik kargaşasının yoğunlaştığını görürsünüz fakat İstanbul bizi bu stresten uzaklaştırabilir. Özür dilercesine içinde sakladığı güzellikleri sunar bize ve eğer siz o güzelliklere kapılırsanız, İstanbul’u bir daha asla bırakamazsınız. Tarihi güzellikler, doğal güzellikler, yeni yeni hız kazanmış olan kentsel peyzaj ve şehir merkezinden uzakta kalmış kırsal peyzaj tipleri şehre serpilmiştir.

Eski dönemden kalma tarihi yapıtların bazıları günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Bu büyük katlı plazalar, ihtişamlı yapıtlar ve asfalt kaplı metropol şehirden geçerken birden bire Hürrem Sultan, Safiye Sultan olabilirsiniz tarihi yerler (Topkapı Sarayı, Ihlamur Kasrı, Dolmabahçe Sarayı, vb.) sizi adeta içine çeker. Bunlardan biri olan Topkapı Sarayı her ne kadar bir dönem değişikliklere uğradıysa da Türk-İslam bahçe sanatını görmek hala mümkün. Kullanışlı estetik bir bahçeye sahiptir. Koruluklar (Gülhane Parkı), sık aralıklarda çeşmeler sarayı tamamlayan diğer elemanlardır. Topkapı Sarayının dışında sizi alıp başka diyarlara götürecek birçok tarihi yapıt serpilmiştir şehre mazisini İstanbul’a unutturmak istemezcesine dimdik ayakta dururlar. Aksaray yolunda karşınıza çıkan dev yapıt = Su kemeri, Ortaköy Beşiktaş yolu üzerinde bozulmak istemezcesine saklanmış Çırağan Sarayını selamlayan mükemmel koruluk = Yıldız Parkı, yine Beşiktaş yolu üzerinde eski bir Türk filmine
(senede bir gün) ev sahipliği yapmış çevresindeki değişimlere aldırmadan bugüne kadar gelmiş muhteşem bir bahçe düzenine sahip = Ihlamur Kasrı ve Cumhuriyet yıllarında da Atatürk’ü içerisinde ağırlamış olan tarihi saray = Dolmabahçe Sarayı...

İstanbul’un tarihinde daha da eskiye gittiğimizde inanılmaz bir kültür harmanı ile karşılaşmaktayız. Her farklı kültür İstanbul’u biraz daha geliştirmiş, büyütmüş ve olgunlaştırmıştır. M.S.330-395 yılları arasında Roma, M.S.395-1204 ile 1261-1453 yılları arasında Doğu Roma, M.S.1204-1261 yılları arasında Latin ve M.S.1453-1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmış şehir, o dönemlerin bahçe sanatları mimari yapıları işlenmiş İstanbul’un içine. Önceleri küçük deneyimsiz bir çocuk gibi olan İstanbul bu dönemlerden sonra olgun, eşi benzeri olmayan bir hal almıştır.

Günümüz İstanbul’una devam edecek olursak İstanbul karışık yolları, yoğun trafiği ile ünlü olsa da yol kenarlarında oluşturduğu o muhteşem tablolarıyla da ünlüdür. Sonbaharda belediyeler hatta bazen halk ile paylaşarak dikilen lalelerin filizlenerek toprak altında sakladığı kısa ömürlü ama mükemmel duru güzelliğini göstermesi herkes tarafından sabırla beklenir. Nisan-Mayıs aylarında yine belediyeler tarafından trafiğin çoğu zaman çekilmez hale geldiği Beşiktaş-Barbaros yolu üzerinde adeta motif motif işlenerek dikilen birbirinden güzel rengarenk çiçekler sizi o bulunduğunuz sıkıntıdan alıp ayrı bir cennet köşesine götürür. Çiçek perisi olup çiçeklerin arasında süzüldüğünüzü hayal edersiniz. Bunaldığınız işler, ÖSS stresi yok oluverir bir anda, içinize bir yaşama sevinci umut dolar. Çok basit bir şey olarak görebilirsiniz bu yol kenarındaki çiçekleri ama inanın bu çiçekler benim peyzaj mimarı olma kararımı etkileyen büyük etkendir. Ben de bir cennet mekanı yapmak istedim bu kadar küçük alanda bile insanın huzur bulduğunu gördükten sonra başka bir mesleği seçmem doğru değildi.

Metropol bir kent olan İstanbul artık park bahçe ve dinlenme alanlarının önemini anlamış şehirleşmenin yanında doğaya insanı bütünleştirebilme kaygısı içerisine girmiştir. Parklar, çocuk oyun alanı ve yetişkinler için spor alanı olarak ikiye ayrılmış, bu sayede sağlıklı yaşam için çok önemli olan spor hatırlatılmıştır. Parkların yanısıra botanik bahçeleri de bulunmaktadır.

Artık insanlar ev alırken sadece evi içerisine değil dış mekanına bahçesine site içi çocuk oyun alanlarına rekreasyon alanlarına hatta apartman girişine bakmaya başladılar. İnşaat firmalarının afişlerinde “doğa ile içiçe”, “ şehir stresinden uzak” gibi ifadelere yer verilmeye başlanmıştır. Şehir içi artık çok boğucu olduğu için şehir merkezinden uzak, doğayla bütünleşen, peyzaj bakımından değerli olan yapılar yapılmaya başlanmıştır.

Alış-veriş merkezleri de peyzaj açısından iyi bir örnek teşkil eder. Alış-veriş merkezlerinin girişindeki fıskiyeler, ışıklandırmalar çeşitli şekillerde dikilen ve budanan dış mekana farklı bir hava katmaktadır.

Kamu alanları okul bahçeleri özel sektör alanları artık iç mekanı dış mekana da taşımış, dış mekanın düzeni ile kurum arasında köprüler kurmaya başlamıştır. Belediyelerde keskin çizgiler, topiari sanatı ile şekillendirilmiş bitkiler hakimken, kafe gibi halka açık yerlerde daha yumuşak çizgiler, rengarenk bitkiler hakimdir.

İklim koşulları yazın kurak, kışın soğuk olduğu için dayanıklı bir gül çeşidi belediyeler tarafından kullanılmıştır.

Şehir arazisinden bahsetmek gerekirse de doğal arazi şekli bozulmuş, oluşturulacak yapıya uyarlanmıştır. Doğa olduğu gibi kullanılmamış tamamen değiştirilmiştir (Japon bahçelerinin tam aksi bir durum).

Son olarak, her ne kadar İstanbul’dan denizle ayrılmış olsa da İstanbul’un tam ortasında, İstanbul’un kucakladığı ve büyük şehir olmanın verdiği olumsuzluklardan bir haber olan doğallığı çok bozulmamış, hava ve ses kirliliğinin hakim olmadığı harika villa bahçeleri ile dolu adaları unutmamak gerekir.

İstanbul yaşanılmaz bir kent değil yaşanılası bir kenttir. Eğer onu iyi tanırsanız kendinizden söküp atamayacağınız bir parçanız haline gelir.”

Teşekkürler megakent için güzel özetine İstanbul aşığı A.K., hep sev ve güzel kalması için çalış, çalıştır...

Bilmece gibi anlatan D.Ö.’ün bakış açısından ise,
“İstanbul, gerek kırsal ve gerekse kentsel peyzajıyla Türkiye’nin önde gelen şehirlerindendir. Nüfusun kalabalık olması, bir takım eksikliklerin ortaya çıkmasına yol açmış ve bunun sonucunda peyzaj açısından şehir gelişmesi sağlanmıştır. Her şehir gibi İstanbul’unda eksiklikleri vardır ki ben bu bölgelerinden birinde yaşıyorum (bakalım anlayabilecek miyiz neresi?) İstanbul’un benim yaşadığım yerleri genelde kısal peyzajın hakim olduğu bölgelerdir. İstanbul tarınm ve orman alanlarının %30 u bu bölgede yer almaktadır. Kentleşme aşırı derecede çarpıktır ama son iki yıl içerisinde ve yeni ilçe olması sebebiyle belediye içerisindeki tapu kadastro ve fen işleri müdürlükleri yoğun bir çalışma içerisine girmiştir.

Peyzaj adına hiçbir çalışmanın yapılmadığı,çarpık kentleşme, kaçak ağaç kesimlerinin bölgede bulunan kömür ve taş ocaklarının sebep olduğu kirlilik ve arazi kaybına yol açması ile açıklanabilir. Ayrıca bölgede yaşayan halkın tarım alanları için orman populasyonuna verdiği zarar da ayrı bir tartışma konusudur.

Belediye bunun önüne geçebilmek için önce orman arazilerinin temizlenmesi izinsiz giriş çıkışın kontrol altına alınması ve ormanları piknikçilerin gazabından korumak için şahıslara belli bir süre ile kiralanmıştır. Şahıslar ormanlara güvenlik görevlileri koymuş ve arazilerini mesire alanı yapmıştır. Bu alanlar piknik ve kır düğünü vb. etkinlikler için kiralıyor, hem ormanların yok olmasına engel oluyor, hem para kazanıyorlar, hem de istihdam sağlamış oluyorlar bu yüzden belediyenin bu çözümüne olumlu bakmaktayım. İstanbul’da yapılması planlanan 3. köprünün ana bağlantı arterlerinden birini de tam olarak ormanın içinden yani orman arazisini 30 metre genişliğinde yararak geçirdiklerini ve devlet eliyle ormanları yok ettiklerini söylemeden geçemeyeceğim.

Gel gelelim yaşadığım bölgenin kentsel peyzajına... Dediğim gibi kentsel peyzajın çok az kendini gösterdiği bir bölgede yaşamaktayım. Bölge arazi bakımından sert ve irili ufaklı tepeliklerden oluşmaktadır. Yani engebeli formdadır. Belediyecilik anlayışından mıdır nedir iki senede bir yol kenarlarındaki kilit taşları ve bordürler yenilenir, aradan kısa bir süre geçer kaldırımın altından elektrik tesisatı geçirmek için tekrar bozulur geri düzeltilir ve bu kısır döngü devam eder...

Yeni ilçe olmasıyla belediye hummalı bir çalışma içerisine girmiştir. Önce ilçe merkezindeki alanların, sonra merkez yolların döşemeleri yenilenmiş, yeni sosyal tesisler yapılmıştır.

İstanbul’un her yerinde olduğu gibi trafik burada da büyük sorun haline gelmiştir. Belediye yetkilileri bu sorunu aşmak için yapımı bu günlerde tamamlanmak üzere olan bir katlı otopark ve meydan yapının talimatını vermişlerdir.

İlçe peyzaj açısından çok zayıf durumdadır. İlçede insanların zaman geçirebilecekleri yürüyüş yapabilecekleri ya da spor yapabilecekleri bir alan bile bulunmamaktadır. Bölgede bulunan parklar tamamen basit ve sadece kısa vadede iş görmesi beklenen mahalle parklarıdır. Parklarda ne aydınlatma, ne döşeme, ne dinlenme elemanları tam değildir. Parklardaki aydınlatma eksiklikleri parkların evsiz insanların evi haline gelmiştir. Bu da oradan geçen vatandaşları korkutmakta ve gündüz bile orayı kullanmamaya teşvik etmiştir. Buradan da yapılan alanları kesinlikle denetlenmediği ve eksikliklerin giderilmediği anlaşılmaktadır.

Kalabalık bir nüfusa sahip olması zaruri ihtiyaçların doğmasına yol açmaktadır. İlçe teşkilatlanmasında yeni kurulan Park ve Bahçeler Müdürlüğünün çalışmalarında artış ilerleyen zamanda bunları da göz önünde bulunduracağının göstergesidir.”

Benzeri ilçeleri gibi İstanbul’un her ilçesi ile yeni kentleşme düzeninde gelişmesi için örnekledin sanırım Çatalca’yı... Teşekkürler...

Hızlı kentleşme ile karşı karşıya olan ilçe Sarıyer den bir kesit te O.T.’den...

“Yaşadığım yer olan Reşitpaşa, Sarıyer ilçesine bağlı bir yerdir. Özellikle evimin olduğu yerden anlatmaya başlarsam, evimin tam karşısında bulunan siteler ormanıyla başlamak istiyorum. Müthiş derecede görsel güzelliği olan yer, yüksek ağaçlarla ve düzenli yapısıyla göze çok hoş gelmektedir. Sabahları kuş sesleriyle uyanmak her insanı olduğu gibi beni de en mutlu eden şeylerden birisi. Sabah uyandıktan sonra o ormanın esintisi benim üzerimde çok güzel bir etki bırakıyor. Fakat, bu aralar biraz İ.T.Ü. çalışmaları yüzünden orman küçülse de, yine de kalktığın zaman karşında bir orman görerek uyanması her şeye rağmen çok güzel bir duygu. Reşitpaşa mahallesi tam bir eski tip mahalle ve evler birbirine çok yakın. Her evin camı önünde bir çiçek göze çarparken mahallemizin belli yerlerinde eskiden kalma olan ağaçlar halen daha kendilerini muhafaza etmektedirler. Emirgan’a çok yakın olan Reşitpaşa sadece yirmi dakikalık yürüme mesafesini aştıktan sonra Emirgan ve güzellikleri sizi beklemektedir. Müthiş boğaz sizi orada karşılamaktadır. Sahil boyunca uzanan koşu alanları spor yapmak isteyenler için banklar da her on metrede bir göze çarpmaktadır. Spor aletlerinin de bulunduğu bu sahil şeridi, her açıdan insanlara hizmet vermektedir.

Emirgan’dan bahsederken herhalde Emirgan Korusunu anlatmadan geçmek olmaz. Emirgan Korusu, son dönemde Sarıyer Belediyesinin çalışmalarıyla son haliyle emin olun müthiş bir güzellik halini almıştır. Küçüklüğümde gittiğim bu koruyu şimdi gördüğüm zaman ben bile inanamıyorum. Özellikle tam ortada bulunan büyük süs havuzu ve bu havuzun hemen yanında bulunan eski tip mağara çeşitleri her tipten insana hitap ediyor. Yeni yapılan çiçek dikim çabaları sonuç vermiş, her tarafta karanfiller, güller ve papatyalar adeta yeni bir renk kuşağı oluşturmuş.

Emirgan Korusunun bütünüyle etrafını saran koşu yolu, insanları sanki zirvesinde spor yapıyormuş havası vermektedir. Bu korunun gençler için futbol sahası ve basketbol sahası, çocuklar için de bir çok parkının olması da belediye tarafından düşünülmüş ve halka sunulmuştur. Şimdi Reşitpaşa’nın hemen onbeş dakika mesafesinde olan ve herkesin bildiği İstinye Park ve çevresinden bahsetmek istiyorum. Yapılması herkes tarafından merakla beklenen bu yer, yapıldıktan sonra sadece bizim değil, bütün İstanbul’un dikkatini çekti. Bu alışveriş merkezi ve peyzaj ne alaka diye düşünebilirsiniz ama çevresinde yapılan düzenlemeler ve hatta trafik olmaması adına değiştirilen yol şekilleri de sizi şaşırtmaya yetebilir. Bu alışveriş merkezinin çevresindeki süs havuzları ve biçimlendirilen çiçek dikim alanları, hatta çim alanlar çok güzel bir uyum ve estetik oluşturmuştur. Sadece şunu söylemek istiyorum ki Sarıyer ve çevresi anlatılmaz, yaşanır. Emin olun ki peyzaj mimarlığı açısından Sarıyer ve çevresi her şeyi içeriyor. Havuz, bahçe, spor yerleri, deniz, süs bitkileri, fıskiyeler, çeşmeler ve toprak sahalar herşey ve herşey Sarıyer ve çevresinde mevcut olarak bulunmaktadır. Bize de düşen tek şey ise bu güzel alanları ne olursa olsun insanların bozmaması gerektiğini öğretmek ve bozmaya çalışanlara da engel olmaktır.”

Teşekkürler... Evet çok haklısın... Ancak güzel örneklemeler arttıkça, insanlar kendilerine verilen önemi algıladıkça, en verimli öğreti kendilerinin de katkısı olması ile gelişen yeni düzenlemeler, yeni kentleşme sürecinde etkili olacaktır. Planlı gelişmeler ve en güzel tasarımlarla bütüncül ve sürdürülebilir İstanbul ve tüm kentlerimiz için el ele...


Prof. Dr. Güniz AKINCI KESİM
12.04.2011

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 



 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2021 SanatsalHaber.com.