Anasayfam Yap | Künye | İletişim | Reklam

    Anasayfa

   Resim - Fotoğraf

    Sahne Sanatları
    Müzik - Konser
    Sinema - Tv
    Kültür - Edebiyat
    Tarih - Arkeoloji
    Tasarım - Mimari
    İnsan - Polemik
  ●  Bizden Haber
  ●  Yazarlar
  ●  Yasal Uyarı
  ●  Linkler

 

Bizi Facebook'tan Takip edin Bizi Twitter'den takip edin

 

Üye / Yazar Girişi

 Kullanıcı :

 Parola   :

  Kayıt Ol

 

 

Kuzgunun Rüyaları

ŞEHİR TİYATROLARI
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

  


 

 

 

 

 

 

FELAKETLER YILINDA MIYIZ?

Dünya zaman zaman büyük felaketlerle karşılaşmış yüzyıllardır... Bu yıl da acaba o dönemlerden birisine mi geldik denilecek o kadar çok şey ardarda gerçekleşiyor ki düşünülmeden geçilemiyor... Bir yazımda “Dünya değişiyor mu?” demiştim ve tartışmaları sürüyor sanırım. Bir ara NASA açıklaması bir haber yayıldı. Zecharia Sitchin’in Mezopotamya yazıtlarına dayandırarak ilk olarak ortaya attığı iddia Marduk gezegeni (‘Nibiru’, tanrıların gezegeni, onuncu gezegen), Nuh tufanından 3661 yıl (1649-2012) sonra bu yıl dünyaya yine yakın geçecek ve aynı olaylar olacakmış! Çok kısa süre gündeme geldi. Fazla merak iyi değil dendiğinden de üzerinde pek durulmadı. Gerçek boyutu nedir tam bilemiyoruz. Sadece bilinen, Maya takviminin 2012 de kaldığı ve sonrasının soru işareti... Kim bilebilir Yüce Allah’tan başka öyle değil mi? O zaman telaşımız niye? Geldiğimiz gibi gideceğiz ama bu ara haberlerdeki cinayetlerin artışı nelere bağlı yine de merak... Neler oluyor bizlere? Herkes birbirine diş biler oldu sanki. Moralsizlik yok etmekten geçer oldu. Borçlanan kişi önce ailesine, sonra da kendisine zarar veriyor. Ya sayıları arttı ya da başka haberler yerine bunlar gündemde yoğun olarak ki çok duyar olduk. Hangisi? Bana göre her ikisi de... Sorunların artışı ile tahammülsüzlükler de artınca paylaşılan hayatlara nokta konulması kolay oluyor galiba, karşı gelerek... Yeni öğrendiğim olay gibi.

Yıllardır yardımcım hanımın getirdiği haberle sarsıldım. Yirmi yaş farkla evlenen ve yirmi yıldır gül gibi geçinen bir çiftin yok oluş serüveni. Annesini çok küçükken kaybetmişti ve yedi kardeşi ona kalmışlardı. Babası yeniden evlenmişti genç bir hanımla ve üç kardeşleri daha olmuştu. Yıllar mutlu geçti benim de izlediğim kadarıyla ama son yıllarda mutsuzluklar arttı ve noktayı bir silah koyuvermiş, şeker hastası hacı babası analığını ve sonra da kendini vuruvermiş. Artık yoklar... Kalanlara başsağlığı, sonsuz sabırlar...

Bu yıllarda artan, doğaya aykırı kadın cinayetlerinden birini daha duyunca da yazmaya başladım. Günlerdir okuduklarımın ardından nasıl dur diyebileceğiz bu istenmeyen sonlara paylaşalım istedim belki... Herşeyden önemlisi insan ve sağlıklı ömür değil mi? Neden herkes dilediğince ve mutlu yaşayamasın. Tamam, mutsuzluklar olmadan mutlulukları anlamak güç olabilir ama... Arkada kalan ve olayı izleyen oniki yaşındaki en küçük çocuğu ve yüzlerce örneğini düşününce, birden şoka girdim, beynim durdu sanki bir an. Sonra film şeridi gibi çeşitli yaşam kesitleri gözümün önünden geçti ki bunlardan en önemlisi bir bebek dünyaya getirmekti. Tekinin ne olduğunu biliyorum ya çoğu?... Nedir annelik? Bir kurşun ya da bıçakla son bulan bir ömür mü? Nereden nerelere geldim değil mi? Birkaç haftayı düşündüğümde, sadece nereye gidiyoruz diyerek yazıyorum.

Belki daha önce de vardı bu tür haberler ama çok üst üste geldi bu ara tüm ilginç ya da acımasızlık örneği denilebilecek olaylar... Van’da durmayan yer sarsıntıları ve çadırdakilerin başına gelenler, Ege’ye düşen uçakta kaybolan pilotlar, Marmara’da birbirine giren üç gemi, hamile eşi ile iki yaşındaki oğlunu ve sonrada kendini vuran bir borçlu, minicik üç çocuğunu evde bırakıp oğlunun karnesini almaya giderken doğalgaz kesik olduğundan elektrik sobasından çıkan yangınla ikizlerinin birini ve evini yitiren bir anne, bıçaklanarak dördüncü kattan düşen üniversiteli genç, yatağında kalpten ölen üniversiteli kız, iş yerlerini soyan aile çeteler, silah çekip korkutularak arabaları yakılanlar, gelecek yıl 40.yaşında büyük bakıma alınması gereken boğaz köprüsü,... daha neler neler... Bunlar ilk aklıma gelenler.

Doğada isyan, eğitimsiz ya da düşüncesiz kişiler, cinnet getirenler, yetersiz ya da gdo’lu beslenme mi dedirten kalp sorunlu gençler, ehil olmadıklarını düşündüren kaptanlar, pilotlar ve diğerleri, nüfus ve göçler, sorunlu yollar, eskimiş ve deprem korkulu yapılar, dar gelen koca dünyada terör, hırsızlık, cinayet vd... NEDEN ???...

"Bir insanın bildiğini zannettiği bir şeyi öğrenmesi imkansızdır." Epiktetos


Prof. Dr. Güniz AKINCI KESİM
22.01.2012

Facebook ta paylaş


Yazarın Tüm Yazıları...  -   Yazar'a mesaj yaz  -   Yorum Yaz 



 

Yorum Yaz

 

Tavsiye Et

Okuyucu Yorumları


 

SanatsalHaber Basın Konseyi üyesi olup Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. SanatsalHaber'de yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Copyright © 2008-2021 SanatsalHaber.com.